Ailelerin çocuklarla ilgili endişeleri yalnızca ateş, beslenme veya uyku sorunlarıyla sınırlı değil. Büyük çocuklarda “Sınav kaygısını nasıl azaltırım?”, “Çocuğum neden içine kapanıyor?” ve “Ergenlerin kullandığı bu kelimeler ne anlama geliyor?” gibi sorular da dikkat çekiyor. Son zamanlarda ergenlerin kullandığı yeni argo kelimelerin yanı sıra sağlık, güvenlik ve beslenme başlıklarının da öne çıktığı aktarılıyor.
Bu endişelerin ortak noktasında bir ihtiyaç var: Ebeveynler, çocuklarının davranışlarının arkasındaki duyguyu anlamak ve doğru zamanda destek olmak istiyor.
Yeni kelimeler her zaman bir alarm değildir
Ergenler arkadaş gruplarında yeni, yabancı veya yetişkinlere anlamsız gelen kelimeler kullanabilir. “Rizz”, “aura” veya benzeri ifadeler, çoğu zaman bir gruba ait olma ve ortak bir dil kurma biçimidir. Ebeveynin her kelimeyi sorguya dönüştürmesi, çocuğun iletişimi kapatmasına yol açabilir.
Daha iyi başlangıç, merak eden ama yargılamayan bir soru sormaktır: “Bu kelimeyi hangi durumda kullanıyorsunuz, bana anlatır mısın?” Böylece ebeveyn hem çocuğun dünyasına yaklaşır hem de kelimenin alay, dışlama, tehdit veya cinsel içerik gibi riskli bir bağlamda kullanılıp kullanılmadığını anlayabilir.
Sadece kullanılan kelimeye değil, çocuğun genel davranışına da bakılmalı. Ani içe kapanma, arkadaşlardan uzaklaşma, yoğun öfke, uyku ve iştah değişikliği veya okuldan kaçınma gibi belirtiler varsa konu yalnızca “ergen argosu” değildir.
Okul kaygısı başarı baskısından daha geniş bir konu
TÜİK’in Türkiye’deki Çocuklar 2024 çalışması; eğitim bölümünde okul dersleri baskısı, okula aidiyet ve sınav öncesi kaygı gibi göstergelere yer veriyor. Aynı yayın, çocuk ve aile bölümünde ebeveyn desteği ile çocukların mutluluğunu da izliyor. Bu başlıkların birlikte ele alınması önemli: Çocuğun akademik performansı kadar okula ait hissetmesi, destek görmesi ve kendini güvende hissetmesi de iyi oluşun parçasıdır.
Ebeveynin “Kaç aldın?” sorusunu tek soru olmaktan çıkarması işe yarar. Bunun yerine “Bugün okulda seni zorlayan ne oldu?”, “Bir konuda yardım ister misin?” veya “Ders çalışırken hangi bölümde takıldın?” gibi açık uçlu sorular sorulabilir.
Kaygıyı küçümsemek de büyütmek de çocuğa yardımcı olmaz. “Bunda korkacak ne var?” demek yerine “Sınav yaklaşınca gerildiğini fark ediyorum; birlikte plan yapalım” demek, duyguyu kabul ederken çözüm alanı açar.
Duygusal dayanıklılık nasıl desteklenir?
Önce duyguyu adlandırın. Çocuk kızgın, kaygılı veya üzgün olduğunda hemen nasihat vermeden “Hayal kırıklığına uğramış gibisin” demek, yaşadığı şeyi anlamlandırmasına yardımcı olur.
Sonra sınırı netleştirin. Duygular kabul edilebilir; vurmak, tehdit etmek veya başkasının mahremiyetini ihlal etmek kabul edilemez. Sınır kısa, sakin ve tutarlı biçimde söylenmelidir.
Çözümü birlikte arayın. Ebeveyn bütün cevapları vermek yerine “Sence bunu biraz daha kolaylaştıracak ne olabilir?” diye sorabilir. Küçük bir plan, çocuğun kontrol duygusunu güçlendirir.
İlişkiyi yalnızca sorun çıktığında kurmayın. Ortak yemek, kısa yürüyüş, oyun veya günün sonunda on dakikalık sohbet, zor konuşmalar için güven zemini oluşturur. UNICEF; pozitif disiplin, ergen ruh sağlığı ve sosyal medya, çevrim içi mahremiyet ve sağlıklı dijital alışkanlıklar konusunda ebeveynlere rehberlik ediyor.
Ne zaman profesyonel destek düşünülmeli?
Her üzüntü veya sınav kaygısı bir ruh sağlığı sorunu anlamına gelmez. Ancak belirtiler haftalarca sürüyor, çocuğun okul ve arkadaş ilişkilerini belirgin biçimde etkiliyor, uyku veya beslenme bozuluyor ya da çocuk kendine zarar vermekten söz ediyorsa profesyonel destek geciktirilmemelidir.
Ebeveynin görevi çocuğun bütün sorunlarını tek başına çözmek değildir. Güvenli bir ilişki kurmak, dikkatle dinlemek, gerekli sınırı koymak ve gerektiğinde okul rehberlik servisi, aile hekimi veya çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından yardım istemek yeterince güçlü bir ebeveynlik yaklaşımıdır.
Çocukların kullandığı yeni kelimeleri öğrenmek, sınav kaygısını konuşmak veya sosyal medya sınırları belirlemek aslında aynı amaca hizmet eder: Çocuğa “Dünyanı anlamaya çalışıyorum ve zorlandığında yanında olacağım” mesajını vermek.
