Saç dökülmesi yalnızca banyoda gördüğümüz birkaç saç telinden ibaret değildir.

Bazı kadınlar için aynaya baktığında gördüğü görüntünün değişmesi, kendisiyle ilgili hislerini de değiştirebilir.

“Saçlarım çok dökülüyor.”

“Artık eskisi kadar güzel görünmüyorum.”

“Saçlarım seyrekleşti.”

“Yaşlanıyorum.”

Bazen birkaç tel saç, zihnimizde çok daha büyük bir hikâyeye dönüşebilir.

Saçlarımız kadınlığımızın bir parçasıymış gibi öğretiliyor

Çocukluğumuzdan itibaren uzun, parlak ve gür saçlar güzellikle ilişkilendiriliyor.

Saçlarımızı taramak, şekillendirmek, boyamak, toplamak…

Bunların hepsi zamanla kadınlığımızın ve kendimizi ifade etme biçimimizin bir parçası haline geliyor.

Bu yüzden saçlarımız değiştiğinde yalnızca fiziksel bir değişiklik yaşamıyoruz.

Bazen kendimizi de değişmiş hissediyoruz.

Aynadaki kadın hâlâ aynı kadın

Saçlarımız seyrekleşebilir.

Beyazlayabilir.

İncelip eski hacmini kaybedebilir.

Ama bütün bunlar bizim değerimizi değiştirmez.

Bir kadının güzelliği saçlarının yoğunluğu ile ölçülemez.

Bunu söylemek kolaydır.

İnanmak ise bazen daha zordur.

Çünkü aynaya baktığımızda önce değişeni görürüz.

Oysa belki de görmemiz gereken şey değişmeyendir.

Gözlerimiz.

Gülüşümüz.

Yıllar içinde kazandığımız deneyim.

Atlattığımız zorluklar.

Kendi ayaklarımız üzerinde durabilme gücümüz.

Ve hâlâ kendimiz için yeni bir hayat kurabilme cesaretimiz.

Kendimize bakım yapmak neden bu kadar önemli?

Saç dökülmesi yaşıyorsak elbette nedenini araştırmalıyız.

Gerekirse bir uzmana danışmalı, beslenmemizi ve yaşam alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli, saçımıza zarar veren uygulamaları azaltmalıyız.

Ama bütün bunları korkuyla değil, kendimize duyduğumuz saygıyla yapabiliriz.

Çünkü bakım yapmak başka, kendimizi sürekli düzeltmeye çalışmak başka şeydir.

Birinde kendimize sahip çıkarız.

Diğerinde kendimizi yeterli bulmayız.

Belki de mesele saçlarımız değildir

Hayatımızın bazı dönemlerinde bedenimiz bize yetişemediğimiz şeyleri hatırlatabilir.

Çok çalıştığımızı…

Yeterince uyumadığımızı…

Kendimizi sürekli ertelediğimizi…

Bir süredir gerçekten nasıl olduğumuzu sormadığımızı…

Belki saç dökülmesi de bazen bize durup bakmamız için küçük bir neden olur.

“Ben nasılım?” diye sormak için.

“Son zamanlarda kendime nasıl davranıyorum?” diye düşünmek için.

Ve belki de aynaya baktığımızda sadece saçlarımızı değil, kendimizi görmeyi yeniden öğrenmek için.

Çünkü kadın olmak, her yaşta kusursuz görünmek değildir.

Kadın olmak biraz da değişen bedenimizle birlikte kendimizi yeniden tanımayı öğrenmektir.

Saçlarımız değişebilir. Biz de değişebiliriz.

Ama bu, daha az değerli olduğumuz anlamına gelmez.

Belki sadece başka bir halimize doğru büyüyoruzdur.