İnsanların hayatıyla ilgili görünmez bir takvim varmış gibi düşünürüz. Yirmili yaşlarda eğitim tamamlanır, otuzlarda kariyer kurulur, kırklarda ne istediğimiz artık kesinleşir. Oysa gerçek hayat bu kadar düzenli ilerlemez. Bazı insanlar 45 yaşına geldiğinde iyi bir iş, aile, sorumluluklar ve yılların getirdiği deneyime sahip olduğu halde içten içe aynı soruyu sormaya devam eder:
“Ben aslında ne istiyorum?”
Bu soru çoğu zaman bir başarısızlık işareti değildir. Bazen uzun süre başkalarının beklentilerine göre yaşamanın, bazen sürekli sorumluluk ertelemenin, bazen de insanın değiştiğini fark etmesinin sonucudur. Ne istediğini bilememek her zaman boşlukta olmak anlamına gelmez. Bazen eski hayatın artık kişiye uymadığını, yeni yönün ise henüz netleşmediğini gösterir.
Hayat boyunca başkalarının beklentilerine göre yaşamak
Bazı insanlar çocukluklarından itibaren “iyi evlat”, “başarılı öğrenci”, “sorumluluk sahibi eş” veya “fedakâr ebeveyn” olmaya odaklanır. Kendi isteklerini sormadan, yapılması gerekenleri yerine getirerek ilerlerler.
Bu yaşam biçimi dışarıdan düzenli ve başarılı görünebilir. Ancak kişi yıllar sonra durduğunda kendisine ait arzularla ailesinin, çevresinin veya toplumun beklentilerini ayırmakta zorlanabilir.
“Bu işi gerçekten ben mi istedim, yoksa benden beklendiği için mi seçtim?” sorusu bu ayrımı başlatabilir. Çünkü bazen insan ne istediğini bilmiyordur; bazen de ne istediğini biliyor fakat bunu istemeye kendisine izin vermemiştir.
Sürekli ertelemek zamanla alışkanlığa dönüşebilir
“Çocuklar büyüsün, borçlar bitsin, işler sakinleşsin, biraz daha güvenli bir dönem gelsin” diyerek kendi hayatını erteleyen kişiler, yıllar sonra başlangıç yapacak enerjiyi bulmakta zorlanabilir.
Erteleme çoğu zaman tembellikten kaynaklanmaz. Başarısız olma korkusu, hata yapma endişesi, çevrenin eleştirisinden çekinme veya mevcut düzeni kaybetme korkusu ertelemeyi besleyebilir.
Kişi harekete geçmedikçe de neyi sevdiğini, neyi yapabildiğini ve hangi hayatın ona uygun olduğunu öğrenemez. Böylece belirsizlik büyür. Belirsizliği çözmenin yolu her zaman daha fazla düşünmek değil, küçük ve güvenli denemeler yapmaktır.
Başarı ile tatmin aynı şey değildir
Bir insan yıllarca çalışmış, maddi açıdan ayakta durmuş ve çevresine göre başarılı olmuş olabilir. Buna rağmen içsel olarak tatmin hissetmeyebilir.
Çünkü başarı çoğu zaman ölçülebilir sonuçlarla ilgilidir: gelir, mevki, ev, kariyer veya sosyal statü. Tatmin ise kişinin yaptığı şeyle değerleri arasındaki uyuma bağlıdır.
Düzenli ve saygın bir iş, kişiye anlam vermeyebilir. Aile için yapılan fedakârlıklar değerli olsa da kişinin kendine ayırdığı alan yoksa içsel bir yorgunluk oluşabilir. Bu durumda sorun “hayatımda hiçbir şey yok” değil, “hayatımda bana ait ne var?” sorusudur.
Orta yaş, kimlik değişiminin yoğunlaştığı bir dönem olabilir
45 yaş civarında insan geçmiş kararlarını daha sık değerlendirmeye başlayabilir. Çocukların büyümesi, ebeveynlerin yaşlanması, iş hayatındaki değişimler, sağlıkla ilgili farkındalıklar veya ilişkilerdeki dönüşümler kişiyi yeni sorularla karşılaştırabilir.
Daha önce işe yarayan hedefler artık aynı heyecanı vermeyebilir. Gençlikte önemli görülen para, statü veya onay ihtiyacı zamanla anlamını değiştirebilir. Bu değişim bazen “kriz” gibi yaşansa da her zaman olumsuz değildir. İnsan, kendisine uymayan bir kimlikten daha gerçek bir kimliğe geçmeye çalışıyor olabilir.
Kendini tanımak için yalnız kalmaya hiç fırsat bulamamak
Yoğun iş, aile sorumlulukları ve gündelik telaş, kişinin kendi iç sesini duymasını zorlaştırır. Gün boyunca herkesin ihtiyacına cevap veren biri, akşam olduğunda kendi isteğini sorduğunda hiçbir şey hissedemeyebilir.
Bu durum, kişinin arzusuz olduğu anlamına gelmez. Sadece kendi isteklerini fark edeceği sessizliğe uzun süre sahip olamamış olabilir.
Kendini tanımak için her zaman uzun bir tatil veya büyük bir değişim gerekmez. Düzenli yürüyüş, telefonsuz geçirilen kısa bir zaman, günlük tutmak veya haftada bir kez yalnız yapılan bir etkinlik bile kişinin kendi düşüncelerini ayırt etmesine yardımcı olabilir.
Korku, isteğin önüne geçebilir
Bazı kişiler ne istediğini aslında bilir; fakat istediği şeyin bedelinden korkar. Yeni bir iş alanına geçmek gelir kaybı yaratabilir. Bir ilişkiyi bitirmek yalnızlık korkusunu gündeme getirebilir. Yeni bir eğitim için zaman ve emek gerekir. Kendi seçimini yapmak, başkalarının onayını kaybetme ihtimalini taşır.
Bu nedenle “Ne istiyorum?” sorusunun yanında şu soruyu da sormak gerekir:
“İstediğim şeyi yapmamı engelleyen korku nedir?”
Korkunun adını koymak, onun ortadan kalkmasını garanti etmez. Fakat belirsiz bir huzursuzluğu üzerinde çalışılabilir bir konuya dönüştürür.
Geçmişteki hayal kırıklıkları insanı kendinden uzaklaştırabilir
Başarısızlık, reddedilme, ekonomik kayıp, zor bir boşanma, işten çıkarılma veya uzun süren bir bakım sorumluluğu kişinin kendine güvenini azaltabilir. İnsan bir süre sonra yeni bir şey istemekten bile kaçınabilir; çünkü istemenin sonunda hayal kırıklığı yaşanacağından korkar.
Böyle dönemlerde hedef belirlemekten önce kişinin kendisiyle kurduğu güven ilişkisini onarması gerekir. Büyük kararlar almak yerine küçük sözler verip bunları tutmak, öz güveni yeniden inşa etmenin sade ama etkili bir yoludur.
Ne istediğini bulmak için nereden başlanabilir?
Öncelikle hayatın tamamını bir anda değiştirme baskısından vazgeçmek gerekir. 45 yaşında yön aramak, bütün geçmişi silip yeniden başlamak anlamına gelmez. Geçmiş deneyimler bir yük olmak zorunda değildir; doğru kullanıldığında yeni seçimler için önemli bir kaynak olabilir.
Şu sorular yol gösterici olabilir:
- Hayatımda beni en çok yoran şey nedir?
- Hangi insanlarla birlikteyken kendim gibi hissediyorum?
- Para ve başkalarının onayı hiç sorun olmasaydı zamanımı nasıl kullanırdım?
- Geçmişte hangi anlarda kendimi canlı ve üretken hissettim?
- Artık hayatımda neyi sürdürmek istemiyorum?
- Önümüzdeki altı ay içinde deneyebileceğim küçük bir değişiklik nedir?
Cevapları hemen bulmak zorunda değilsiniz. Bazen ilk netleşen şey ne istediğiniz değil, neyi artık istemediğiniz olur. Bu da önemli bir başlangıçtır.
Büyük kararlar yerine küçük deneyler
Yeni bir mesleğe geçmeden önce o alanla ilgili bir eğitim alınabilir. İşten ayrılmadan önce farklı bir projede gönüllü çalışılabilir. Yazarlık merakı olan biri bir kitap yazmaya çalışmak yerine düzenli yazı yayımlamaya başlayabilir. Sosyal bir hayat isteyen biri önce haftada bir etkinliğe katılabilir.
Küçük deneyler, hayal ile gerçek arasındaki farkı görmeyi sağlar. İnsan bir şeyi uzaktan istediğini sanabilir; deneyimlediğinde ise aslında o yaşam biçimini istemediğini fark edebilir. Bu da kayıp değil, değerli bir bilgidir.
Destek almak zayıflık değildir
Kararsızlık uzun süre devam ediyor, günlük işlevleri etkiliyor, yoğun umutsuzluk, isteksizlik, kaygı, uyku veya iştah değişiklikleri eşlik ediyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir. Terapi, kişiye hazır cevaplar vermek yerine kendi ihtiyaçlarını, değerlerini ve korkularını daha net görmesi için alan açabilir.
Kendini tanıma yolculuğunda yakın çevreden alınan destek de önemlidir. Ancak kişinin hayatıyla ilgili kararları yalnızca çevresinin beklentilerine göre vermemesi gerekir. Tavsiye almak başka, kendi kararının sorumluluğunu başkasına bırakmak başkadır.
Son söz: Geç kalmış değilsiniz
45 yaşında ne istediğini tam olarak bilememek, hayatın sona erdiğini veya bütün fırsatların kaçtığını göstermez. İnsan değişir, öncelikleri değişir ve bazı soruların cevapları ancak belli deneyimlerden sonra ortaya çıkar.
Belki bugün ihtiyacınız olan şey kesin bir cevap değil, kendinize dürüstçe yaklaşmaktır. Ne sizi tüketiyor? Ne size enerji veriyor? Hangi hayat başkasının değil, sizin hayatınız olurdu?
Bazen yeni bir yön, büyük bir kararın ardından değil; her gün kendinize ait küçük bir seçimin ardından ortaya çıkar. Önemli olan hayatınızın geri kalanını bir anda planlamak değil, bundan sonraki adımın gerçekten size ait olduğundan emin olmaktır.
Not: Bu yazı genel farkındalık amacı taşır. Yoğun umutsuzluk, kendine zarar verme düşüncesi veya günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyen belirtiler varsa gecikmeden bir ruh sağlığı uzmanına veya acil destek hizmetlerine başvurulmalıdır.
