Bir sabah aynaya bakarsınız ve bir şeylerin değiştiğini fark edersiniz.

Saçlarınız eskisi kadar dolgun değildir. Eskiden tek lastikle topladığınız saçlarınız artık daha ince bir at kuyruğuna dönüşmüştür. Saç çizginiz biraz daha belirginleşmiş, saçınızın dokusu değişmiş olabilir.

Ve aklınızdan belki de hiç söylemek istemediğiniz o cümle geçer:

“Galiba yaşlanıyorum.”

Oysa yaş almak, hayatımızdaki her şeyin kötüye gitmesi demek değildir.

Sadece bedenimiz değişir.

Ve saçlarımız da bu değişimin bir parçasıdır.

Saçlarımız da bizimle birlikte yaşlanıyor

Nasıl ki cildimiz yıllar içinde değişiyorsa saçlarımızın yapısı da değişebilir.

Saç telleri zaman içinde daha ince hale gelebilir, saç büyüme döngüsü değişebilir ve saçların eski yoğunluğunu korumak zorlaşabilir.

Kadınlarda yaşla birlikte ortaya çıkan hormonal değişimler de saçların görünümünü ve yoğunluğunu etkileyebilir.

Bu nedenle 40’lı veya 50’li yaşlarda saçlarımızın 20’li yaşlarımızdaki gibi görünmemesi oldukça anlaşılabilir bir durumdur.

Ama toplum bize bunu kabul etmeyi pek öğretmiyor.

Kadınlardan neden hep genç görünmeleri bekleniyor?

İlginç olan şu:

Bir kadının yaş aldığını gösteren her şey sanki düzeltilmesi gereken bir kusurmuş gibi anlatılıyor.

Kırışıklıklar gizlenmeli.

Beyaz saçlar kapatılmalı.

Cilt daha gergin görünmeli.

Saçlar daha dolgun olmalı.

Oysa yaş almak hayatın doğal bir parçası.

Belki de asıl mesele saçlarımızın eskisi kadar gür olup olmaması değil, kendimizi yalnızca görüntümüz üzerinden değerlendirmeyi bırakabilmek.

Saçlarımızı sevmek, onları değiştirmemek anlamına gelmiyor

Elbette saçlarımıza bakım yapabiliriz.

Saçlarımızın daha sağlıklı görünmesini isteyebiliriz. Bize yakışan bir kesim yaptırabilir, saç rengimizi değiştirebilir, bakım ürünleri kullanabiliriz.

Bunların hiçbirinde yanlış bir şey yok.

Önemli olan bunu neden yaptığımız.

Kendimizi sevmediğimiz için mi?

Yoksa kendimize iyi hissettirmek için mi?

Aradaki fark çok büyük.

Saç dökülmesini görmezden gelmeyelim

Yaşla birlikte saçlarda değişiklik olması doğal olsa da belirgin ve hızlı bir dökülmeyi yalnızca yaşa bağlamak doğru olmayabilir.

Hormonal değişiklikler, beslenme sorunları, bazı sağlık problemleri veya başka nedenler de saç dökülmesine yol açabilir.

Bu nedenle belirgin bir değişiklik fark ettiğimizde profesyonel değerlendirme almak en doğru yaklaşım olabilir.

Çünkü kendimizi kabul etmek, kendimizi ihmal etmek değildir.

Tam tersine…

Kendimizi tanımak, bedenimizdeki değişiklikleri fark etmek ve gerektiğinde yardım istemek de kendimize verdiğimiz değerin bir parçasıdır.

Belki de 40’lı yaşlarda saçlarımız bize başka bir şey öğretiyordur:

Güzellik genç görünmekten ibaret değil.

Bazen en güzel halimiz, kendimizi artık başkalarının ölçüleriyle değerlendirmediğimiz halimizdir.